Şehr-i İstanbul: Balat

“Bu şehri Stanbûl ki bi-misl û bahâdır Bir sengine yak-pâre Acem mülkü fedâdır.”*

Nedim




Yüzyıllar boyu şairlerin şiirlerine, ressamların tablolarına, gezginlerin rotalarına değinmiş İstanbul… İçinde yüce bir kültür mirasını barındıran şehr-i İstanbul birçoğunun gözde mekanı olma özelliğini uzun zamandır sürdürmektedir. Birçok medeniyetin, etnik farklı kökenlerine ev sahipliği yapmış olması hasebiyle mimari bağlamda zengin olduğunu söyleyebiliyoruz. Bunun görkemli örneklerinden olan ve Balat’ta yer alan bir kaç örneği inceleyelim.







Balat’ta bulunan Fener Rum Lisesi yüksek bir yere konumlandırılmıştır. Başından birçok macera geçen bu yapının son hali eğitim amaçlı kullanılmakta olup, gezilebilir durumdadır. Tuğladan yapılmış olan bu yığma yapının malzemelerinin çoğu Marsilya'dan getirilmiştir. İşçilik olarak incelendiğinde ise gözü yormayan fakat ihtişamıyla tarihin yüklü bir emeği olduğunu görebiliyoruz.




İç mekandaki kurgu tarihin kokusunu barındırmakla beraber görsel bir şölene de kapısını aralıyor. Ahşap ve kagir merdiven detayları ise göze çarpan diğer ögelerden birisi haline geliyor.


Fener Rum Lisesi gibi hemen bitişiğinde konumlandırılmış başka bir yapı ise Kız Lisesi’dir. Boyutsal anlamda karşılaştırıldığı zaman daha küçük kalıyor olsa bile Istanbul’un nadide kültür miraslarından biri haline gelmiştir.


Bunların yanı sıra hemen arka kısımda bunlunan Kanlı Kilise ise Bizans İmparatorluğu’nda yapılmış olup günümüzde hala kilise olarak işlevini sürdürebilen tek yapıdır. Fatih Sultan Mehmet’in özeĺlikle kilise olarak kalması üzerine fermanı olduğu söylenmektedir.


Bir miktar sahil tarafını incelemek istediğimizde ise Bulgar Kilisesi’ne şahitlik ediyoruz. Burada da yapının önemli olmasını haklı kılan husus ilk prefabrik yapı unvanına sahip olmasıdır. Görsellerden de anladığımız üzere sadelik dış mekanda daha hakim olsa bile iç mekan anlam ve sembol yüklü kaplamalar beraberinde işlemeleri kapsamaktadır.



İstanbul için birçok şey yazılıp anlatılabilir hatta resmedilip şiirlere dökülebilir fakat gerçek

anlamda mücevherlerini yüzeye vurabilmemiz zor bir meseledir. Hala çözülememiş sırlarıyla bir

gizem evreni olan bu şehri yaşayabilmek tarihinin ruhuna dokunabilmek demektir.



“Gecesi sümbül kokan,

Türkçesi bülbül kokan,

İstanbul, “

Necip Fazil Kısakürek






*Bu Istanbul şehri öylesine eşsiz bir değerdedir ki paha biçilmez, bir taşına bütün bir Acem

mülkü feda olsun.



Fatmanur Küçükçıtraz