Eskizin Gücü


Eskiz çizimlerimiz meslek hayatımızda çok önemli yere sahiptir. Aldığımız eğitimlerde ilk seneden itibaren bütün tasarımlarımızda hocalarımız bizden o alanın hikâyesini ister. Bu bize sıkıcı veya anlamsız gelse de mimari olarak yaptığımız her tasarımda -biz istemesek dahi- bir hikaye bulunmaktadır. İşte eskiz çizimleri burada devreye giriyor. Çünkü mimari her çizim, gerçeğe dönüşecek bir yaşam alanına hayat veya somut bir karakter vermektir. İlk tasarım anından teslim anına kadar en ufak eskizimiz bile karşı tarafa aklımızdaki tasarımları ve onları destekleyen hikâyeleri iletmenin şüphesiz en önemli yoludur.

Çizimler proje yapılmadan önce oranın canlandırılmasıdır. Vurgulanacak, merak duygusu uyandıracak veya heyecanlandıracak kısımlar çizimler sayesinde kısa zamanda kolayca karşı tarafa aktarılır.


Çizimlerde anında bir netlik olmaz ve bu yüzden sizi tekrar tekrar düşünmeye zorlar. Tam bitti dediğiniz anda küçük bir hatanız gözünüze çarpabilir ve belki de baştan başlamanız gerekebilir. Tasarımlarınızı çizmek; bir formu hayal etmek, sıra dışı ve kendisi dahil her tasarıma meydan okuyan bir şey yaratmaktır. O tasarımın illaki bir yerde uygulanması gerekmez. Aklınıza gelen hemen her şeyi –bir restoran tasarımından tutun bir sandalye tasarımına kadar- çizebilir, üstünde düşünebilir, o tasarımı yükseltebilir ve hatta bir tasarım arşivi yaparak ilerideki meslek hayatınızda fikir almak amacıyla bunları kullanabilirsiniz. Kısacası düşündüğünüz şeyleri çizmek, istediğimiz an istediğimiz yeri değiştirip geliştirebildiğimiz için sonsuz olasılıkları keşfetmemizi sağlar.

 

Ben Çöp Adam Bile Çizemem Ki!..




Eskiz çizimlerinin öneminden bu kadar bahsettik fakat bu bölümü çok istediği halde çöp adam bile çizemem diyen arkadaşlarımız var. Ama hiç üzülmeyin çoğu şeyde nasıl başarılı olmak pratik yapmakla doğru orantılıysa mimari eskizde de durum bu şekildedir.

Ünlü İtalyan mimar Natalini’nin biz öğrencilere “kimse görmeyecekmiş gibi çizin” demesine ben de katılıyorum. Her ne olursa olsun bir şeyler karalamak sizi her daim biraz daha ileri taşıyacaktır. Aynı zamanda eskiz defterini mimarın günlüğü olarak betimlemiş olması da benim çok ilgimi çekti. Yani demem o ki iyi ya da kötü her şeyi çizmeye çalışın ve asla pes etmeyin. Yeterince pratikle kötü iyiye, iyi ise mükemmele dönüşecektir. Bu yüzden ister tatilde denize karşı olun ister şehrin ortasındaki bir metroda, her neredeyseniz bir kalem ve kağıt varsa her an çizebilirsiniz. Unutmayın kimseye göstermek zorunda değilsiniz ve kötü olursa sayfanın arkası hala boş yeter ki sizin çizmeye cesaretiniz olsun.



Ee ne duruyorsunuz bir eskiz defteri edinin ve günlüğünüzü doldurmaya başlayın! İyi çalışmalar dilerim. :)



İrem Gülmez

Beykent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü

128 görüntüleme0 yorum