IŞIĞI TASARLAYAN MİMAR: TADAO ANDO

Mekân: Sınırlandırılmış boşluğun çok ötesinde, algıda yakalanan sınırsızlıktır. Mekân tasarımı; algıda yakalanan soyutluğu somutlaştırarak sunabilmektir. Georges Perec şöyle diyor: “Görmek için gözlerimizi kullanıyoruz. Bakış alanımız bize sınırlı bir mekân sunuyor... Bakışımız mekânı kat ediyor ve bir engebe, mesafe yanılması yaratıyor. Mekânı işte böyle inşa ediyoruz; bir yukarı bir aşağıyla, bir sol ve bir sağla, bir ön ve bir arkayla, bir yakın ve bir uzakla… Mekân, bakışımızı durduran görüşümüzün takıldığı şeydir."

Japon mimar Tadao, mekanlarını brüt betonla keşfedip ışıkla fethetmektedir. Alaylı mimar Tadao Ando kendisini yetiştirmeyi başarmış bir tasarımcıdır. Yirmili yaşlarında bir marangozhanede ahşaba form kazandırarak başladığı tasarım serüveni Ando’yu ışığın formunu tasarlamaya kadar götürmüştür. Mimarlık eğitimi almamış olmasına rağmen 20. ve 21. yüzyılın en önemli tasarımcılarından sayılan Tadao Ando’nun, tasarım çizgisinde Japon minimalizmini ve modern Batı mimarisinin etkilerini görmek mümkündür. Tadao: "Gezen mi daha çok bilir okuyan mı ?" sorusuna her ikisini de yapan daha çok bilir diyerek bir süre dünyayı gezer. Le Corbusier, Mies van der Rohe gibi ünlü mimarların eserlerini inceler. Bu süreçte incelemelerini okuduklarıyla destekleyen Tadao Ando, Japonya'ya döndüğünde kendi ofisini açar. Başlarda ofisinin iş yapmamasıyla tabiri caizse sudan çıkmış balığa dönen Tadao, daha sonrasında seri ev projesiyle adını duyurmayı başarır.

Toplum-tasarımcı arasındaki etkileşimin somut bir örneği olan Tadao, büyüdüğü kültürde büyük rol oynayan spiritüalizmin etkisinde kalır. Onun tasarım çizgisinde bu etkiyi geniş boşlukların ön planda olduğu mekanlar olarak görürüz. Mekanın fizyolojik sınırlarından ziyade zihinsel bir süreç olduğunu düşünen Tadao, Zen inanışının etkilerini de tasarımlarına yansıtmıştır. Zen inancının temelini oluşturan zihinsel dinginlik, karmaşık düşüncelerden arınma ve kişinin kendisiyle barışık olması; Tadao Ando’nun tasarımlarında yalınlık, kusursuzluk ve dinginlik olarak kendini göstermektedir.

Tadao’un elinde az olan öze dönüşmektedir. Tasarımcı mekanlarıyla basitliği, sadeliği somutlaştırmaktadır. Beton, su, cam, peyzaj ve günışığı kompozisyonuyla işlevsel ve estetik kaygıdan kopmadan tasarımlar yapan Tadao Ando, mimarlığa yeni bir soluk getirmiştir.

Tadao Ando tasarım tutumuyla ilgili şöyle diyor: “İnsanların hayatlarını sürdürme şeklinin mimari aracılığıyla çok az da olsa yönlendirilebileceğine dair biraz küstahça bir inancım var.”


Mimarlık, mimari yaşamımızın ayrılmaz parçası. Tasarladığımız mekanlar içgüdüyle yapılan sığınaklar olmanın çok ötesinde. Bu yüzden ahşaba, taşa, toprağa verdiğimiz şekil yaşamımızı da şekillendirmekte. Tasarımcı belki de biraz küstah olmalı... Parça-bütün ilişkisi kurduğu ve sorumlu olduğu toplum için ya da topluma karşı...




ÜMMÜ IRMAK






287 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör