İçmimarlıkta İnce Çizgi



İçmimarlıkta çizim yaparken kullanılan birçok teknik vardır. Evlerimize, iş yerlerimize, oturduğumuz kafeden tutun da okuduğumuz okullara kısacası bulunduğumuz her mekana neredeyse bir içmimar eli değmiştir ya da değmelidir.


İçmimarlar, iç mekanları tasarlamadan önce düşünme evresine girerler. Daha sonra çizerek düşünmek ister ve zihnindekileri kağıda dökmeye başlarlar. Çizmeye başladıktan sonra yapacakları tasarımları, eşyaları, merdiven yüksekliğini, odalar arasındaki geçişlerin nasıl olacağını, mutfaktaki tezgahların malzemesini her detayına kadar düşünür. Ölçülendirmeleri yapar, eşyaların yerlerini, boyutlarını belirler ve bunları da çizmeye koyulurlar.


İçmimar yaptığı her işi, aklına gelen her düşünceyi görmek için sürekli çizer. Çünkü çizmek, fikirleri görselleştirmenin en basit yoludur. Bu görsellere baktıkça içmimar kendi zihnini okuyabilir ve en önemlisi de onları unutma ihtimali artık yoktur. Çizimin çok önemli bir görevi daha vardır: O da içmimar ve müşteri arasındaki kurduğu iletişimdir. Müşterinin verdiği iç mekanı tasarladıktan sonra ona anlatabilmenin en etkili ve akılda kalıcı yoludur.

İçmimarın yapması gerekenler bunca anlattıklarıma rağmen bunlardan ibaret değildir. Aynı zamanda bu kadar teknik detaydan uzaklaşıp düşünmesi gereken bir şey daha vardır; mekanın insanlar üzerinde yarattığı etkiyi de göz önünde bulundurmalıdır. İnsanlar teknik detaylarla çok doğru yapılmış iç mekanlara gitseler de orada bir ruh ve orada hissedilebilecek bir duygu ararlar. Az önce sarf ettiğim cümlelerden de anlaşılabileceği gibi etki, tanımını yapmak gerekirse, mekanın kullanıcıya yaşattığı deneyim ya da kullanıcıda uyandırdığı duygulardır. Yani bir mekana giren birinin mutlu, sevinçli, huzur dolu, rahat, belki korkmuş, belki de şaşırmış olması mekanın o kişi üzerinde ki etkisidir.


Tekniklerle biçimin kağıda dökülmesi gibi etkiyi de çizmek gerekir. Ama etkiyi kağıt üzerinde anlatmaya çalışmak biçimin çizilmesinden daha zordur. Çünkü tasarımcının etkiyi anlatırken mekanın kişiliğini ve atmosferini çizerek anlatması gerekir. Biçim ölçek ve oranla oluşturulabilir. Ama nitel ve öznel olan etkiyi çizmek ölçek çizmek gibi değildir.


Etki ve biçim farklı şeylermiş gibi anlattığıma bakmayın. Aslında ikisinin de arasında ince bir çizgi vardır. Çünkü etkiyi nasıl yaratacağımız sorulduğunda devreye biçim girer ve etkiyi tasarlarken biçim ve özellikle de biçimler arasındaki ilişkilerden yararlanılır. Bu, mobilyaların türüyle, eşyaların özellikleriyle, renkleriyle, özel olan tasarımlarla oluşturulabilir. Etkiyi oluşturmak için ışık , renk uyumundan belki de renk zıtlığından ya da doku ve desenlerden yararlanılabilir. Ama bunları doğru kurallar içinde yapmak gerekir. Bu yüzden etki ve biçim iki zıt unsur gibi değil de birbirine harmanlanarak uygulanırsa çok daha doğru ve daha akılda kalıcı iç mekanlar ortaya çıkarmak mümkün olur.


İremnur Erdemi

Beykent Üniversitesi 1.Sınıf İçmimarlık Öğrencisi



165 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör