İSLAM SANATI ÜZERİNE YORUM

“Mimarlık iletişim sanatıdır.”
-Daniel Libeskind




Katar konum olarak bakıldığı zaman mimariye farklı açılardan olanaklar sunabilen bir yapıya sahiptir. Çoğunlukla lüks hayatın hakim olduğu havanın bizlere gösterdiği yapımları oldukça zahmetli ve tasarımı üzerine düşünülmüş yapılardır. Yüksek yapıların tasarımlarının yanı sıra incelendikleri zaman ait oldukları medeniyetin nereye veya hangi kitleye hitap ettiği hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz.




Tüm bu ihtişamın yanında dış görüntüsüyle tek başına adeta o yüksek binalara karşı geliyormuşçasına inşa edilmiş İslam Sanatları Müzesi, oldukça mütevazi izlenimiyle fark yaratmaktadır. Müzenin mimarı Pritzker Mimarlık Ödülü’ne sahip I.M Pei’dir. Kendisi modernist çizgileriyle bilinen, akımın en yaşlı temsilcisidir. Bu yapıtından önce yapmış olduğu birçok eseri ün kazanmıştır. Kendisine böyle bir teklif geldiği zaman kabul ederek işini gereğiyle ciddiye almış ve özenli bir araştırma kapsamında altı ay boyunca neredeyse İslamın yaşadığı her toprağı ziyaret etmiştir. Birçok esere tanıklık etse de kendisini en çok etkileyenin ve eserinin ilham kaynağının Kahire’de yer alan İbni Tulun Camî olduğunu söylemiştir. Yapmış olduğu eserinde bunu görebilmekteyiz.




İslam Sanatları Müzesi’nin dış yüzeylerine, görünümüne bakıldığı zaman sadeliğin, Yunan beyazının ve esinlenilen camînin geometrisinin sunmuş olduğu görselliğin hissiyatına kapılıyorsunuz. Uzun dış tonozlu koridor bağlantısı, avlusu ve içerisinde yer alan suluk(çesme) gibi detaylar dış formun yapısına hareket katmaktadır. Bunun dışında iç alana girdiğiniz zaman görkemin saklandığı esas yeri bulmuş oluyorsunuz.




Devasa bir cam mihrap (45 metre uzunluğunda), görkemli merdivenler, ışıltılı aydınlatma seçenekleri, saklanmış teknik detaylar ve arap simgesi renkler, şekiller…

Ustaca düşünülmüş, her detayı göz önünde bulundurulmuş, ciddi bir çalışma sonucu gün yüzüne çıkmış bu eser adeta manzarasıyla da ziyaretçilerine farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Bu eseri incelediğimizde ilhamın taklit olmadığını görebiliyoruz. Çünkü eğer bu bir taklit edilmiş ürün olsaydı iki mekanda da aynı hissiyatlara sahip olurduk. Fakat burada ilhamın doğurduğu etkili iletişimi ve özgün bakış açısının yarattığı etkiyi görüyoruz.



Fatmanur Küçükçıtraz