KOKULU MEKANLAR SERİSİ: KURUKAHVECİ MEHMET EFENDİ MAHDUMLARI OFİSİ

Bu yazımda sizleri bir fincan Türk Kahvesi ile karşılamak isterim. Maksat 40 yıl hatırımız olsun! Hazırsanız 19. yüzyıldaki Tahmis Sokağı’na, Türk Kahvesi’nin serüveninin başladığı yere gidelim!



1871 yılında medrese tahsilini yapmış olan Mehmet Efendi’nin, babasının Tahmis Sokağı’nda bulunan kahve ve baharat dükkanında çalışmasıyla başlar her şey. Bu dönemde Tahmis Sokağı’nda kahve çekirdeği satan birçok dükkan olduğu için rekabet hat safhadadır. Dönemin en iyi kahve çekirdeklerini satan Mehmet Efendi, bir adım daha öne geçebilmek için neler yapacağını düşünürken çareyi kahveyi öğütmekte bulur. O dönemlerde sadece çekirdeği satılan kahveyi ilk öğüten dükkan olmasının yanı sıra mis gibi taze kahve kokusunu da yayar Tahmis Sokağı’na.


Öğütülmüş kuru kahvenin satışını başlatan Mehmet Efendi ününü tüm İstanbul’a yaymayı başarmıştır. Artık Kurukahveci Mehmet Efendi olarak bilinmektedir. Öyle ki Cumhuriyet Dönemi sonrası aileye Kurukahveci soyadı verilmiştir.


Yıllar geçer Mehmet Efendi çoluk çocuğa karışır. Oğullarından birisi olan Hulusi Kurukahveci artık dükkanın değiştirilmesi gerektiği fikrindedir. O dönemin ünlü mimari Zühtü Başar’a Tahmis Sokağı’na yeni bir dükkan yapılmasını talep etmiştir. Dönemin önde gelen akımlarından olan art deco tarzını benimseyen mimar, günümüzde hala aynı amaçla kullanılan binayı inşa etmiştir. Zemin katında kahve satılan bu bina, üst katlar ofis olacak şekilde tasarlanmıştır. Yıllar geçmiş, yeni üretim tesisleri yapılmış olmasına rağmen hala kuru kahve üretiminin büyük çoğunluğu bodrum katta devam etmektedir.



Fotoğrafta görülen kahve makineleri üst kattan gönderilen çuvalla kahveleri öğüterek bodrum kata ulaştırıyor, oradan da zemin kata çıkarılan kahve, çalışanlar tarafından özenle paketleniyor.


Art deco akımının ülkemizde öncülerinden biri olan bu binanın kuşkusuz en çok dikkat çeken yeri kapı kolu ve merdivenleridir. Kullanılan koyu renkler ve parlak metaller, gösterişli mermerler bize ne kadar özenli tasarlanmış olduğunu gösteriyor. İnşasından bu yana ufak tefek restorasyon işlemleri harici değiştirilmeyen bu binanın günümüze kadar gelebilmesi biz tasarımcılar için büyük önem arz etmelidir.





Dükkan tasarımı ile müşterileri yeterince etkilemiş olan Kurukahveciler durmuyor ve üstüne bir de aşağıda gördüğünüz muhteşem logoyu tasarlattırıyor! Dönemin usta grafikeri İhap Hulusi Bey’e ait olan bu tasarım, firmanın kurumsal kimliğe sahip olmasında büyük bir etkiye sahip oluyor.









Yıllar geçtikçe kendini geliştiren firma sonunda ikinci şubesini Kadıköy’e açıyor. Burada da aynı sanat akımını takip etmeye özen gösteriyor.













Kahvelerinden tutun yaptıkları her işe kadar kendilerine ait bir şekli olan Kurukahveci Mehmet Efendi Mahdumları’nın afiş tasarımlarıyla size veda ediyorum.




Olur da yolunuz Tahmis Sokağı’na düşerse tasarımcı gözüyle binayı incelemeyi ve daha da önemlisi o nefis türk kahvesinden almayı unutmayın!


Hatice UĞUR


74 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör