Kusursuzluk Ölçütü: Altın Oran

Günümüzde, çeşitli alanlarda sıklıkla kullandığımız altın oran kavramı tarih boyunca birçok esnada, mimarinin birçok aşamasında, insan fizyolojisinde, beşeri ya da doğal her alanda karşımıza çıkan şaşırtıcı bir orandır.

Mimaride en eski çağlara kadar inildiğinde bu oran aslında o kadar basit olmayıp aslında yaratıcının bize göndermiş olduğu bir oran olarak düşünülmesi muhtemeldir.


Bu oranda bu şekilde düşündürtmeye iten şey ise bir çok manevi duygularımıza yön veren etnik ürünlerde açıkça gözler önüne serilmesi bu fikirlerin temelini oluşturan ana sebeplerden sadece biridir. İnsan anatomisinden tutun da dünya üzerinde ki enlem ve boylam oranlarının birbirlerine bölümü sonucu çıkan bu kusursuzluk oranı insanoğlunun hatta dünyanın varoluşundan beri ortada olduğunu açık açık gözler önüne sermektedir.


Altın oranın bir rastlantı mı ya da mucize mi olduğu düşüncesi yıllardır süregelen bir merak konusu olmuştur. Yapılan hesaplamalar sonucu çıkan veriler bu ilginç oranın rastlantı tezini çürütüp mucize düşüncesini her geçen gün daha da kesinleştirmektedir.


Ülkemizde bu konu üzerine gidilmemesi ülkemiz akademik dünyası için büyük kayıp olarak düşünülmektedir. Bu alanda ulusal tez merkezininde ki tezleri incelediğinizde bu konuda ne kadar eksik olduğumuzu sizler de şahit olabilirsiniz.


Her alan da karşımıza çıkan bu mucizevi sayı etnik ve bilimsel kökene dikkat edildiğinde aslında yaratıcının bize gönderdiği bir mühür olarak düşünülmektedir. Bu kusursuz oranın ne zaman nerede ve kim tarafından ortaya çıkarıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber bu alanda yazılan kaynak ve de tez yetersizliğinde bu alanın oldukça araştırmaya açık bir alan olarak karşımıza çıkarmaktadır.


Dünyada ki, ün yapmış mimarları ve sanatçıların ürünlerine bakıldığında eserlerini ya da yapılarını incelediğimizde geçmiş yüzyıllarda bu oranın kullanıldığı aşikardır ve de bu eserlerin özellikle Avrupa'daki yapılış tarihine bakıldığında Rönesans yani Fransızca "yeniden doğuş "anlamına gelen dönemde yapılması bu dönemi sanata ve sanatçıya verilen değerin arttığı bir zaman dilimi olarak tabir edilmesi doğru olacaktır.


Büyük mimarlarımızın başında gelen Mimar Sinan'ın eserlerine dikkat edildiğinde bir çok eserinde aslında bu oranı kullandığı kanısına varılmaktadır. Aslında sadece Avrupa da değil ülkemizde de bir çok yapıda ya da sanat eserinde bu oranın kullanımına rastlanmaktadır.


Efe YILMAZ

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İçmimarlık 1. Sınıf Öğrencisi



92 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör