Müzik, tasarım ve diğer şeyler..

Güncelleme tarihi: 9 Tem 2019

Başlık biraz klişe, kabul ediyorum. Fakat tasarımcıların, hele ki bilgisayar ve 3 boyut faslında bitmek bilmeyen çilemizin, kuşkusuz en güzel mezesini, müziği tasarımlarımıza entegre etmekten bahsedeceğim. "Sanki yılların tasarımcısı da üstüne vazife edip buralarda tasarım ve müziğin ilişkisini anlatacak" dediğinizi duyar gibiyim. Fakat duymazdan geliyorum efenim. :)


Her içmimarlık öğrencisinin çekmekle yükümlü olduğu uykusuzluğu, en iyi müzikle -ve biraz kahveyle- yenmeyi öğrendim. Bu da caz, özgün, pop, rock, sanat müziği, trap, rap, klasik ve buna benzer ismini saymakta erindiğim bir çok müzik türü ile yakından haşir neşir olmama yardımcı oldu. Üniversite yıllarımın öncesinde, ortaokul ve lise yıllarımda maruz kaldığım kendine münhasır arabesk rap, dediğimiz furyaya yaz günü doluya tutulmuşcasına tutuldum bende. Bir de old school rap'in tabirlerini yarım yamalak şarkı dedikleri kayıtların içine sıkıştırmaları biraz fazla elit kaçmış olacak ki, gerçekten hüzün dolu geçecek bir müzik zevkinin son çırpınışlarıydı bunlar. Neyse ki benim gibi ülkemizdeki nevi şahsına münhasır genç kitlesi, bu kadar hüzün dolu ve bir çoğunun sonu "apaçi"likle biten müziğimsi kayıtları göz ardı edip; günümüz kapı tıkırdısına şarkı yazan, atarlı-giderli, nezaket yoksunu endüstrileşmiş müzik sektörüne yönelmesiyle buna şiddetli bir biçimde maruz kalmaktayız. En azından ben kalıyorum. Nihayet YouTube'un son zamanlarda daha popülerleşmesiyle yoğun aramalar sonucu güzel müziklere azda olsa kavuşabiliyoruz.


YouTube listelerini oluşturup araya kaçan zevkimiz dışı parçaları silmekle uğraştığımız bu günlerde; "Müzik ruhun gıdasıdır" anlayışından yola çıkarak, adına hayat dediğim ve tasarımcılıkla bütünleştirdiğim 23 yıllık şu tatlı kovalamacayı kulağıma hoş gelen her türlü müzikle doldurmaya çalıştım. Ve ortalama bir dinleyicinin biraz üstüne çıkarak yukarıda söylediğim gibi birçok müzik türüyle tanışma fırsatım oldu. Dil, tür, tını ayırt etmeksizin geniş bir müzik zevki yelpazesine haiz oldum. Saçma görebilirsiniz, hatta ve hatta kendinizi tutamayıp "Ayran kulaklı" da diyebilirsiniz. Ben muhtemelen bunu da duymazdan gelirim. Çünkü çok müzik duymanın ve "Müzik zevkimiz hayata bakışımızdır" ilkesinin ekmeğini; sevmediğim ve katlanmak adına iletişime geçmeye çalıştığım ortamlarda çok yedim. Ve bir bakıma müziğin sayesinde insan ayırt edebilme yetimi geliştirmiş oldum.


Ama müzik ile tasarımın birleştiği yegâne kaliteli müzik türünün "Klasik Müzik" olduğu kanaatindeyim. Tabii ki müzikteki kalite görecelidir ama benim kanaatim bu yönde. Çünkü üstüne söz eklemeden bile size bir hayatın hikayesini anlatabilecek bir müzik türü bence. "Yahu bize ne kardeşim klasik müzikten? Klasik müzik benim uykumu getiriyor!" dediğinizi de duyar gibiyim. Fakat bu sefer duymazdan gelemem. Çünkü tasarımcı her konuda bilgi sahibi olmalı dediğimiz ukalalığın ardına sığınarak; Mozart, Beethoven, Chopin, Tchaikovsky gibi nice büyük müzik tasarımcılarının eserlerini duymadan yapılan tasarımların hep bir eksiği varmış gibi gelir bana. "Anlatamam çizmem lazım" diyen bir toplulukla "Müzik sonsuzluğun anlatımıdır" diyen topluluğun ilişkisi hep dikkatimi çekmiştir. O yüzden alttan alttan sorarım tasarımcılara "Hangi müzik türünü seversiniz?" diye.


Birde müziklerin kıyısında, köşesinde kendi yaşanmışlığımız vardır ki; o da tasarımdaki çizgilerimize, kendimizi ve ruh halimizi yansıttığımız tatlı veya acı dokunuşların büsbütün somutlaşan halleri bir bakıma. Her ne kadar duygusal bir veda etmemeye çalışsam da konunun ilerleyişi beni bu şekilde bir vedaya hazırlıyor.


O nedenle efenim, sevgi ve güzellik gözünden görelim dünyayı ki yaşanmışlıklarımız; müzik alışkanlıklarımıza, müzik alışkanlıklarımız; tasarımlarımıza, tasarımlarımız; dünyaya

sevgi ve güzellik getirsin..




Sevgi ve güzelliğin tasarımlarınıza ışık tutması dileğiyle..



Adil Kılınç

27 Ekim 2018


269 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör