MİMARLIKTA BİR DEVRİN SONU: DOĞAN KUBAN

Mimarlık; sanatın, kültürün, toplumun bilgi birikimidir. Mimar Doğan Kuban da ortaya koyduğu eserleriyle Türkiye mimarlığının en önemli bilgi birikimlerinden biridir. Doğan Kuban’ı sadece mimar olarak lanse etmemiz ise mümkün değil. Mimarlık tarihçisi, restoratör, akademisyen ve daha birçok sıfatla anabileceğimiz Kuban, yaşamı boyunca Türkiye’yi kurtarmak için salt entelektüel çabanın yeterli olmadığının; Türkiye’yi kurtarmakta tek yolun akıl ve bilimden geçtiğinin en önemli savunucularından olmuş ve daima bu doğrultuda çalışmalarını sürdürmüştür.

Fransa doğumlu Mimar Kuban, çocukluk ve gençlik yıllarını ise Elâzığ, Eğirdir, Denizli, Ankara gibi Anadolu’nun güzide şehirlerinde geçirmiştir. Bir mimarlık tarihçisi olarak Anadolu'yu küçük yaşlarından itibaren deneyimleme imkânı bulmuş olmasını, kendisi için büyük bir şans olarak nitelendirmektedir. Ankara Gazi Lisesi’ni bitiren Doğan Kuban, daha sonra mimar olan dayısı Emin Onat’ın da teşvikiyle mimarlık eğitimi almaya başlamıştır. Mimarlık eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Mezun olduktan sonra asistan olmaya karar vermiş ve mimarlık tarihçisi olma isteğini Emin Onat ile paylaşmıştır. Doğan Kuban’ın mimarlık tarihçisi olmak istediği dönemde Türkiye’de mimarlık tarihçisi yoktur. Nitekim onun bu isteği Emin Onat’ı da şaşırtmıştır fakat Doğan Kuban, İtalyan Prof. Verzone’nin yanında asistan olmayı başarmıştır. Mimarlık tarihçisi olmak Kuban’ı sürekli öğrenmeye, araştırmaya ve okumaya itmiştir. İtalya’ya giderek Rönesans Mimarlığı üzerine çalışmalar yürüten Kuban, Türkiye’ye döndükten sonra da yürüttüğü Osmanlı Dini Mimarisinde İç Mekân Teşekkülü, Rönesansla Bir Mukayese adlı eseriyle doçent unvanını almıştır. Bir süre konuk öğretim görevlisi olarak ABD’deki Michigan Üniversitesi’nde bulunmuştur. Yurda döndüğünde Anadolu Türk Mimarlığının Kaynak ve Sorunları adlı çalışmasıyla profesör unvanına layık görülmüştür. Bir dönem İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde dekanlıkta yapmıştır.

Daima kendi kendimi yetiştirmek zorundaydım diyen Mimar Kuban; yaşamı boyunca durmadan üretmiş, sorgulamış, eleştirmiştir. Her zaman toplumun var olanı korumak yerine yıkıp daha kötüsünü inşa ediyor oluşundan dem vurmuştur. Doğan Kuban’ın tüm çalışmaları; çabaları halkın cehaletine, politikacıların beton sever tavırlarına karşı açılmış bir savaştır. Kuban’a göre cehalet, amansız bir hastalıktı. Bir demecinde şöyle diyordu Kuban: “Kırk yıldır uğraşıyorum ama kültürsüzlüğün duvarlarına çarpıyorum.” Şimdi ise biz çarpıyoruz Kuban’sızlığın duvarlarına, şimdi biz kaldık cehaletle baş başa... Yaşamı boyunca tarihe, kültüre, mimarlığa dokunan; fikirleriyle, önerileriyle, uyarılarıyla mimarlığa ışık tutan; cehalete karşı daima direnen Doğan Kuban’ı kaybetmiş olmanın derin hüznünü yaşıyoruz.