Minimalizm ve Mimarlık

Hazır mısınız, bomboş bir eve sahip olup yerde oturmaya,yemek yemeye, uyumaya ve karanlıkta yaşamaya?

Minimalist bir yaşam sürebileceğiniz bir eve sahip olmak ister miydiniz ?

Minimalizm sözcüğünü her duyduğumda yeni bir şeyler öğrenme fırsatım oldu ve bir minimalist olmamı sağlayan belgesel ile Netflix'de karşılaştım. Joshua Fields ve Ryan Nicodemus’un oynadığı “Minimalizm, Önemli Şeylere Dair Bir Belgesel”. Tamamen minimalist yolunda ilerlememi sağlayacağını bilmeden o günümü o belgesele ayırıp izlemeye başladım. Belgeseli bitirdikten sonra Joshua Fields ve Ryan Nicodemus’un yazdığı “Minimalizm,Anlamlı Bir Yaşam” adlı kitabı almak için dışarı çıktım. Kitabın her bölümünü kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum ta ki kafamdaki soru işaretlerinden kurtulana kadar.

Sahip olmam gereken her şeye sahip olabileceğimi ve tek farkın fazlalıklardan kurtulmam gerektiğini anladım.

Peki böyle bir akımın ortaya çıkmasını tetikleyen olay neydi?

Günümüz sorunlardan biri olan tüketicilik kavramı üreticilikten daha fazla olması ve yaşamımızı sürdürebilmemiz için bize verilen kaynaklardan daha fazlasını talep etmemizdir. Mimarlıkta da çözüm arama yoluna giderek hem sanatın yalınlığını bulma hem de sürdürülebilir bir mekan tasarlamak amacıyla biz tasarımcılara hazine niteliğinde bir akım ile karşınızdayım, minimalizm.

Peki bu Minimalizm Nedir?

Minimalizm kelimesi Fransızca’dan gelen minimum kelimesinden türemiştir. Bu kelimenin anlamı ise en aza indirmek yani dediğimiz gibi fazlalıklardan kurtulmaktır.

1960’ların sonlarına doğru ABD’nin New York kentinde doğmuş ve sanatın içerisine bazı tasarımcılarımızın uygulamaları ile girmiştir.

Tasarımcılarımız ve mimarlarımız da bu akım nasıl fikirlere yol açmıştır, bakalım.

Hayatımızda olan fazla eşyalar, mobilyalar, ihtiyaçlarımızın ötesinde olan büyük evler...

Bir oda içerisinde adım atacak yerin olmamasına rağmen bunu zenginlik diye nitelendiren fakat yaşam alanımızı daraltan bir süre sonra güvensizliğe neden olan faktörlerin ortaya çıkmasıyla, fazlalıklardan kurtulmanın modern çağdaki zamanlarında, en az malzemeyle, en saf tasarıma ve ekonomik bir işleyişin parçası minimalizmi yapacağımız tasarımlarımıza renk, doku, ritm, malzeme olarak kendisinden başka hiçbir şeyi ifade etme endişesi taşımamasıdır.

Gerçek mekan ve gerçek materyal anlayışını destekleyerek yapılan tasarımlarımızda yapının rengini dahi kullanılan malzemeden alması hedeflenmektedir.Basit geometrik şekilleri bile mekan içerisinden bir bütünlük sağlayarak mobilya ihtiyacını dahi karşılayabilecek kolaylık ve yaşam alanı sağlanmaktadır. Modern minimalist ve aynı zamanda geleneksel bir tasarıma sahip olan Cam Ev tasarımında minimalist izleri nasıl göreceğiz,birlikte bakalım.

GLASS HOUSE (CAM EV) - 1949 Connecticut - New Canaan

Ünlü Mimar Philip Jahnson ve yardımcısı Richard Foster tarafından tasarlanan “Cam Ev” (Glass House,Jahnson House) olarak bilinen,1949 yılında Connectıcut eyaletinde, New Canaan şehrinde Mimar Jahnson kendisi için tasarlamıstır.

Cam ev tasarımında iç mekanda bölücü bir duvar bulunmaması bütün bir mekan sağlayarak,kullanılan mobilyalar sayesinde alanlar dikdörtgen mekanlar oluşturarak “en az ile işleyişli,sürdürülebilir mekanlar oluşturmayı hedef alan Jahnson”, Cam Ev içerisinde bulunan mutfak, yemek odası,oturma odası,yatak odası,şömine alanı,tuvalet ve giriş alanı bulunmaktadır.

Fakat bu alanları bölücü duvarlar yerine basit,kullanılabilinir mobilyalar ile birbirlerinden ayrılmıştır.

Mobilyaların mekan içerisinde net bir düzende yerleştiğini görüyoruz.İç mekanda değişmeyen mobilyalar, sürekli değişiklik gösteren peyzaj ve çevre ile karşıtlık sağlamaktadır.

Dış çevre ile oturma alanı iç içe geçmiş bir şekilde dış,iç mekan bütünlüğü oturma alanında bulunan dikdörtgen halı ile mekanı tanımlarken alçak bir masa etrafında düzenlenmiş bu alan ise fonksiyonu artırarak oturma odası evin merkezine yerleştirilmiştir. Buradaki düşüncenin sahiplik duygusunu arttırarak evin bize sahip olması değil,bizim eve sahip olmamız düşüncesiyle,yapılan tasarımın minimalist bir yaklaşım ile oluşturulduğunu görüyoruz.

Cam Ev’in daha minimal bir hal almasını sağlayan bir başka kısım ise oturma odası ve yatak odasını ayıran bir duvar değilde kullanılabilir dolap olmasıdır. İç mekan içerisinde sadece evden tuvaleti ayıran duvar dışında, bölücü bir duvar bulunmamaktadır.

Bir gün yolunuz New Canaan şehrine düşerse mutlaka Cam Ev’i ziyaret edip, oturma odasının da bulunan halının üzerine oturma fırsatınız olursa bütün evin hakimiyetinin sizde olduğunuz hissedebileceksiniz.

Artık kendi alanınızda özgür olmak istiyorum diyorsanız, hemen şu an oturma odanızdan kalkıp yatak odanıza geçerken ayağınıza takılan fazladan masayı ortadan kaldırma vakti.

Teşekkürler.

264 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör