ODDO MİMARLIK- ONUR ÖZKÖK İLE RÖPORTAJ

''Erken ofis açmanın bütün zararlarını madden ve manen gördüm. Dolayısıyla mezuniyet sonrası 5+5 kuralını tamamlamalarını öneririm. Edindiğim tecrübelere istinaden Manager seviyesine gelmeden ofis açmalarını tavsiye etmem.''

Merhaba Onur Bey, bize kendinizi anlatır mısınız?

1984 İstanbul doğumluyum. Çoğunluğu bankacı olan, 5 kişilik bir ailenin en küçük bireyiyim.

Meslek seçiminiz ve eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?

Resim ve benzeri çalışmalara hep ilgim vardı. Beşiktaş Lisesi’ni bitirdikten sonra herkes gibi bir üniversite hazırlık dönemim oldu. Maalesef içmimarlık mesleği ile ilgili çok fazla bilgim yoktu. Fakülteye girdiğimde bile ne yapacağımdan tam olarak emin değildim. Fakat bölümümün en iyi öğrencisi olmayı başardım.

İç mimar olmaya nasıl karar verdiniz?

Heykel ve Grafik Tasarım bölümü o zamanlar daha çok ağır basan bölümlerdi benim için. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne öğrenci çalışmalarını incelemek için gittiğimde, içmimarlık bölümü öğrencilerinin çalışmalarını görme ve inceleme fırsatım oldu. O an ben de içmimar olmaya karar verdim.

Bir tanım yapmamız gerekirse sizin için içmimar nedir?

Mekana sorulan doğru soruları, doğru cevaplayan kişidir.

ODDO Mimarlığın kuruluşundan bugüne kadar olan sürecini anlatır mısınız?

Bu bir hayat hikayesi...Bunu birkaç kelimeyle açıklamak aslında çok zor ama kısaca senin için şöyle özetleyeyim, çok zor süreçlerden geçtik hem de çok zor.

Ofisinizin ismine nasıl karar verdiniz?

ODDO Mimarlık aslında bir mimarlık şirketi olarak oluştu. Bir mimar ve bir içmimarın hep birlikte iş yapması fikri ile yola çıktım. İsmin annesi bir mimar.

Ofisinizin felsefesini öğrenebilir miyiz?

Genç zihinler…Dinamik ve yaratıcı projeler…

Ofisinizi tek başınıza mı açtınız, ofis açmak isteyen meslektaşlarınıza ne söylemek istersiniz?

Evet, tek başıma açtım. Erken ofis açmanın (yeteri kadar tecrübeye sahip olmadan) bütün zararlarını madden ve manen gördüm. Dolayısıyla mezuniyet sonrası 5+5 kuralını tamamlamalarını öneririm. Edindiğim tecrübelere istinaden, manager (yönetici/idareci) seviyesine gelmeden ofis açmalarını tavsiye etmem.

Şu an kendi tasarım ofisiniz için çalışıyorsunuz, iş hayatında bu durum sizin için bir fark yaratıyor mu?

Öğrencilik döneminden itibaren çalışan birisiyim. Hala bir çalışan gibi hareket ederim. Tasarım sürecinden, şantiye sürecine kadar her aşamada görev alırım. Bir patron değil de, sadece bir ekip arkadaşı olarak hareket ediyorum.

Daha önce yaptığınız işlerden ve projelerden biraz bahseder misiniz?

Aslında bütün projelerim benim için keyifli. Tasarımı ile birlikte sonlandırdığımız projelerin keyfi tarif edilemez. Otel ve ofis projeleri hazırlıyoruz. Yurt içi ve yurt dışı projelerimiz oluyor. Gece kulübü çalışmalarımız pandemi öncesi çok yoğunluktaydı. Fakat şu sıralar klinik ve hayvan klinikleri üzerine projelerimiz var. Yeni şeyler öğreniyoruz. Bu ekip olarak bizi heyecanlandırıyor.

Bu projelerin içinde sizi en çok heyecanlandıran veya en özel dediğiniz bir proje var mı?

Fuar tasarımı üzerine çok fazla bir çalışma yapma fırsatımız olmamıştı. Silah ve savunma sanayisine ürün yetiştiren Saral Elektrik firmasına bir stant çalışmamız oldu. Benim için en özel çalışmalardan birisidir.

Şu anda devam eden projelerinizden bahseder misiniz?

Bazı projelerimizi maalesef sözleşme gereği açıklamamız mümkün değil. Fakat yeni açılacak olan bir banka ve dünyada çok bilinen restoran zinciri için korner çalışması hazırlıyoruz. Bir veteriner kliniği üzerinde değerli bir mimar arkadaşımız ile birlikte yürüttüğümüz bir projemiz var. Hayvan dostlarımız için son derece şirin tasarımlar hazırlıyoruz. Ekip arkadaşlarım da bundan son derece memnun.

Proje sürecinde en çok keyif aldığınız aşama hangisidir?

Konsept aşaması benim için en keyifli aşama. Eskiz bir tasarımın temelini oluşturur. Elle çizim yaparken sanırım bütün acılarımı unutuyorum.

Meslek hayatınızda mutlaka yapmalıyım dediğiniz bir mekan veya yapı tasarımı var mı?

Bireysel tasarım ve çalışmalardan ziyade, içerisinde iç mimari haricinde de dinamikler barındıran bir proje içerisinde yer almayı hep istemişimdir. Hafızanız tazelenir, bakış açınız değişir, tazelendiğinizi hissedersiniz.

İş verenlerinizin isteklerini alma sürecini bize anlatır mısınız?

Bu son derece karmaşık bir konu aslında. İç mimarlığı sadece Pinterest’ten ibaret sanıyoruz ülke olarak. Ya da iyi bir 3d programını kullananları iç mimar sanıyoruz. Dolayısıyla iş vereni yanlış bildikleri ya da yanlış istekleri konusunda uyarmakla başlıyor sürecimiz. Sonrasında dirsek teması ile çalışıyoruz.

İşinizin zorlukları ve güzellikleri nelerdir?

Bir içmimar olarak taahhüt verip uyguluyorsanız (uygulamada yapıyorsanız) bu işin zor kısmındasınız demektir. Son derece iyi dengeler kurmak gerekiyor. Ve bunun en önemli mekanizması ekiptir. Malzeme seçimleri en keyifli ve güzel kısmı.

Ofisinize ekip arkadaşlarınızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Bizim işimiz bir ekip işi. Egosunu kör ederek, ekip çalışmasına yatkın arkadaşları tercih ediyoruz.

Yetenek ve bilgi birikiminden bağımsız olarak bir içmimarda olması gereken özellikler sizce nelerdir?

İyi bir gözlemci olmalı ve gözlemlerini çizgiler ile ifade etmeliler diye düşünüyorum. En önemlisi de mesleğimize sahip çıkmalılar.

Kariyerlerini şekillendirme aşamasında olan genç iç mimarlara veya adaylarına neler söylemek isterseniz?

Öncelikle TMMOB iç mimarlar odasına üye olmalarını tavsiye ediyorum. Çok hızlı gelişen ve değişen bir çağdayız. Teknoloji artık bir konfor değil acil bir ihtiyaç haline geldi. Araç ve gereçlerini iyi kullanabilmek için öğrenmelerini tavsiye ederim ve blobitecture gelecek çizgisini barındıran çalışmaları incelemelerini öneririm.




Genç İçmimarlar Derneği olarak, bu değerli röportaj için İçmimar Onur Özkök'e çok teşekkür ederiz.



İrem Gülmez