Pandemi Sonrası Değişen Dünya Tasarısı

Güncelleme tarihi: 14 Ara 2020

Günümüzde yaşıyor olduğumuz salgın süreci sonrasında yaşamlarımızdaki standart düzenlerimizin çoğu değişti. Artık yeni dünya düzeni bizleri bekliyor. Peki, ne düşünüyoruz? O eski kalabalık yaşam standardımızdan biraz olsun uzaklaşacak mıyız?


Yapılan anket verilerine göre toplumun %74’lük kısmı salgın sonrası hayatlarını radikal olarak değiştireceğine inanıyor. Bu değişim sürecinde sosyal izolasyonumuzu sağlarken bir yandan da belki de psikolojik olarak karşımıza çıkacak problemlerle savaşacağız. Hepimiz bu evrilmiş yaşam biçimine adapte olmaya çalışıyoruz. Örneğin Hazırlıksız yakalandığımız bu izolasyon sürecinde aslında hiç de yeni dünyaya uygun olmayan evlerde yaşadığımızı fark ettik. Durum böyle olunca soluğu doğada almak isteyenlerin sayısı oldukça fazla.


Bilim insanları ağaç DNA’sı ile insan DNA’sı arasında çok az fark olduğunu söylüyorlar. İçinde bulunduğumuz durum ve tabii genlerimiz bizi doğaya davet ederken iç mimarların bu süreçteki rolü ne olacak? Mekan tasarımlarının içinde yaşayan ve/veya bulunan insanların davranışlarını hem olumlu hem olumsuz etkiliyor olması kanıtlanmış bir gerçek. Tabii bu süreçte insanların geri çekilip meydanı doğaya bırakmasıyla hava kirliliğinin düşüşü, ozon tabakasının kendini onarması tabiatın fiziki tamiratı ve bozulan psikolojisinin de toparlandığını gözler önüne serdi. Bu süreçte doğanın ve insanlığın psikolojik çağrısına kulak verirsek iç mimarlığın rolü tam olarak bu sorunu çözmek olacaktır. Bu sebepten dolayı sürdürülebilir mimarlık ve ekolojik yaşam tarzı anlayışı yeniden trend olma yolunda ilerleyebilir.


Çevre ve insanı tehdit etmeden enerji kaynaklarını minimum düzeyde kullanan sürdürülebilir mimarlık anlayışı, yenilenebilir kaynaklardan yararlanıp uyum içerisinde olmayı amaçlayan bir mimari yaklaşımdır. Günümüz ihtiyaçlarıyla örtüşen bu yaklaşım sayesinde doğa ve insanı buluşturmak her konuda yaşam şeklimizi olumlu yönde etkileyecektir. Tabii bunu sürdürülebilir mimarinin ilkelerini kullanarak yaparsak doğanın seslenişine de karşılık vermiş olacağız. Doğaya daveti pandemiden önce de kabul eden kullanıcılarına bu yaşam biçimini sunmuş birkaç doğa dostu evi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ağaçlar İçin Ev

Vo Trong Nghia Mimarlığın projesi olan “House for Trees” bir ağaç ailesi için tasarlandı. 2 odalı olup sadece yüzde 0.25lik oranla yeşil alana sahip bu proje

Ho Chi Minh şehrindedir. Amaç, şehrin kaybolmuş yeşil dokusuna çatıda yer verip yetişen tropik ağaçlara katkıda bulunmak. Aynı zamanda burası kentte bulunan kuşlara da ev sahipliği yapıyor. Doğal ve Yerel malzeme tercihiyle evin karbon ayak izi minimumda tutuluyor. Doğal ışık ve hava akımından maksimum ve verimli şekilde faydalanan bu ev AR House 2014 ödüllerinde birincilik ödülünü kazandı.

Atık Malzemelerden Yaşama


Banliyö olarak bilinen Roombeek’te 2012Architecten Mimarlık Stüdyosu

tarafından tasarlanan ve Hollanda’nın Enschede kentinde bulunan Villa, yıkım malzemelerinden ve imalat atıklarından yapılmış sıra dışı bir ev.

Ekip karbon ayak izini minimuma indirmek için evin tasarım sürecinde kullanacakları malzemeleri inşaat sahasının çevresindeki 15 kilometrelik alandan temin etmiş. Welpeloo’nun yapısını, komşu bir fabrikadaki tekstil makinesinden alınma kirişlerle bir çelik konstrüksiyon iskelet oluşturuyor. Ön cephenin ahşabı kablo varillerinden elde edilmiş. Pencerelerin çoğu yerel bir cam fabrikasının atıklarından oluşmakta. Yalıtım olarak da karavan imalatçısının polistiren parçaları kullanılmıştır.



Geri Dönüştürülmüş Konteyner Ev

Eski nakliye konteynerlerini geri dönüşümlü ve yeni evlerin içerisine dahil etmek bir diğer atık değerlendirme yöntemi. Netice de bir atık.

Hem diğer yöntemlere göre çok ucuz hem daha dayanıklı ve bir o kadar da çevre dostu. Bu fotoğraftaki ev, çevre dostu evler Danimarkalı mimarlık firması Arcgency tarafından tasarlanan ve inşa edilen ” worldFLEXhome” adı verilen bir yapıdır. Bina dışına yalıtımı için bir çerçeve bürünmüş iken inşaat sürecinde prefabrik taban ve tavan panelleri bölüme entegre edilmiştir. Bu yeşil çatı Güneye bakarak üzerinde bulunan pencereleriyle güneş ışıklarından maksimum düzeyde yararlanmaya olanak sağlıyor. İçerisinde yağmur suyu toplama alanına da sahip olan bu konteyner ev çevreye duyarlı malzemelerle inşa edilmiştir.


Antik Dokunuşlarla Ekolojik Ev

Şimdi Avustralya’ya gidiyoruz. Bu evler özellikle Ekolojik yaşam sürmek isteyen insanlar için tasarlanmış. Luigi Rosselli Architects tarafından tasarlanan bu ekolojik evler ne kadar basit bir yapı gibi görünse de aslında ekolojik yaşam standartlarının neredeyse hepsini içinde barındırıyor.

Luigi‘nin tasarladığı bu antik yapının duvarlarının toplam uzunluğu 755 metre, kalınlığı ise 18 santimetredir. Bu kalınlıkta olmasına rağmen sağlam bir yapıya sahiptir. Ayrıca bu duvarlarda kullanılan doğal malzemeler sayesinde, ekolojik yaşam sürmek isteyen ev sahipleri için doğal bir klima etkisi oluşturmaktadır. İçten dışa tamamen doğal malzemeler kullanılarak tasarlanmıştır.





Günümüz ihtiyaçlarına karşılık gelen bu yaklaşımlar, gün geçtikçe değişen taleplerle ve yeni yaşam hareketleriyle harmanlanıp gelecekte karşımıza yeni mimari akımları da çıkarabilir. Kim bilir belki bu yaklaşımlarla tasarlanmış yeni yaşam şekli sayesinde biz de insanları doğaya karşı duyarlı olmaya davet etmiş olabiliriz.


Sena Ayten ERDOĞAN

411 görüntüleme0 yorum