Sanayi Devrimine En Sanatsal Tepki: Art Nouveau (Sezesyonizm)


19. yüzyılın en dikkat çekici akımlarından biri olan Art Nouveau, farklı ülkelerde birçok farklı isimle yaygınlaşmıştır. Akımın yaygın kullanılan adlarından olan Sezesyonizm aslında Avusturya kökenlidir. Almanya’da ise Jugendstil olarak anılmaktadır. Peki, Avrupa’yı böylesine etkilemiş olan bu hareket aslında ne anlatmak istemektedir?





Art Nouveau Nedir?


Temelini İngiltere kökenli Arts & Crafts hareketinin oluşturduğu Art Nouveau, Sanayi Devrimi’nin toplumsal etkilerine bir tepki olarak doğmuştur. Sanayi Devrimi’nin yaygınlaştırdığı fabrikalar ve seri üretim fikri ekonomiyi hızla canlandırsa da birçok kişiyi de işsiz bırakmıştır. İşte bu seri üretim fikrinden hoşlanmayan bir grup sanatçı ve mimar el emeğini önemsemiş ve öne çıkarmaya çalışmışlardır. Zira onlara göre işçi sınıfının mutlu olabilmesi üretim yapabilmesine bağlıdır ve insan ile obje arasına giren makine, objenin ruhunu yok etmektedir.

Bu düşünceler ışığında her detayı özenle düşünülmüş sanat eserleri ve yapılar tasarlamaya başlarlar. Bu detaycılık özellikle Art Nouveau etkili yapılarda kendini kolayca belli eder.


Mimarlar yapı kabuğundan iç mekâna, kapı kollarından mobilyalara her detayı tasarlarlar ve bu detaylarda el işçiliği çok önemlidir. Ancak bunca tasarımı yaparken akıllarındaki tek düşünce yalnızca el sanatlarının yeniden değer kazanması değildir. Akımın asıl amacı birçok branşı birleştirerek güzel sanatlara katmaktır. Böylece zanaat ve sanat arasında bir köprü kurulacak ve marangozluktan ressamlığa, demiş işçiliğinden mimarlığa birçok kolun birleşmesi ile muhteşem bir sanat eseri oluşabilecektir. Bir nevi mükemmel sanat eserini yapmayı amaçlayan akımın takipçileri bu amaçlarına ulaşamamış olsalar da mimarlık ve sanat tarihine oldukça yeni bir bakış getirdikleri bir gerçektir.



Akımın takipçilerinin en büyük ilham kaynağı doğa olmuştur. Gerek yapılarda gerek de tablolarda bitki formları ve çiçeklere çok sık rastlanır. Ayrıca kadın figürü de Sezesyonizm’de sıkça kullanılmıştır. (Bkz. Gustav Klimt) Bunun yanı sıra Sezesyonizm etkisindeki afiş ve poster tasarımları da 19. yüzyılda oldukça yaygındır. Bazıları Uzakdoğu kültürünün etkilerini taşıyan posterler, sanatçıların birçok farklı kültürden beslendiğini göstermektedir. Akımın daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayan bu tasarımlar bugün dahi dikkat çekicidir.



Art Nouveau Etkisinde Mimari


Mimaride Art Nouveau tarzı yapılar kendilerini çok kolay belli eder. Kıvrımlı duvarlar, asimetrik cepheler, soyut formlar ve el işçiliği demir süslemeler bu yapıların en belirgin özelliklerindendir. Özellikle ince demir işçiliği detaylar sezesyonist yapılarda çok sık kendini gösterir. İroniktir ki, bu ince demir işçiliği ve demirin iç mekânda bu kadar çok kullanılabilmesi aslında akımın eleştirdiği makineleşme çağının bir getirisidir. Zira demir ve camın bu denli çok kullanılabilmesi gelişen teknoloji, yeni yapı teknikleri ve ucuzlayan malzemeler sayesinde olmuştur.



Fazla detaycı çalışan Sezesyonist mimarların her birinin tarzı birbirinden çok farklıdır. Her biri farklı kaynaklardan beslenir ve detaylı tasarımlarında bunları dışa vururlar. Bu sebeple de tamamen kendilerine has mimari karakterler geliştirirler. Akımın el işçiliğine verdiği önem de düşünüldüğünde, bu eserleri ya da mimarların tarzlarını taklit etmek neredeyse imkânsız hale gelir. Bunun en büyük kanıtı ise Antoni Gaudi’nin Sagrada Familia’sıdır. 1883’ten bu yana yapımı devam eden kilise Gotik ve Art Nouveau esinlenmeler içerir. Gaudi’nin tarzı da tamamen kendine özgü ve elbette oldukça detaycıdır.









Bu denli detaycı tasarımlara rağmen Art Nouveau tarzı yapılar dönemlerinde kolay kabul görmemişlerdir. Fazla soyut ve bazen kaba bulunan tasarımların büyük kısmı yapıldıktan kısa süre sonra yıkılmıştır. Zira dönem halkı, bu eserleri bir Avrupa şehrinin zarafetine yakıştırmamıştır. Akımın başarılı temsilcilerinden Hector Guimard’ın Fransa’da tasarladığı metro istasyonları buna örnek verilebilir. Bu istasyon tasarımları çokça ses getirse de daha sonrasında çoğu yıkılmıştır. Akımın önemli temsilcilerinden bir diğeri ise Victor Horta’dır. Horta’nın eserleri de tıpkı Guimard gibi inşa edildiklerinde büyük tartışmalara yol açmış ve bir kısmı yıktırılmıştır. Ancak bu eserlerin yıktırılması ilginç bir şekilde akıma olan olumsuz bakış açısını değiştirmiş ve yapılar değerlenmiştir.


Bu kırılma noktasından sonra Art Nouveau artık süsleme akımı olarak görülüp küçümsenmekten bir miktar kurtulmuştur. Victor Horta, yapılarında cam ve demiri iç mekânda sıkça kullanarak ve süslemeci detayları mimari kabuğa yedirerek akıma mimari bir değer katmıştır. Dikkat çekici ve zarif tarzı tamamen kendine hastır ve yapılarında mobilyaları dahi tasarlayarak üstün bir detaycılık göstermiştir.



Ecemnaz YAŞAR

1.149 görüntüleme0 yorum