Sessiz Bir Müze: Teshima Art Museum

“The movement is most prominent in Japan, where the influence of Zen Buddhism instills a desire for simplicity. For them, less is more.”



Dini bir inanışın etkisinde hem modern hem geleneksel yapılara ev sahipliği yapan Japonya'daki “Sanat Adaları Projesi” ne baktığımız zamanda aynı minimal etkiyi görebiliriz. Bunun güzel bir örneği ise Teshima Sanat Müzesidir. Adanın belirli bir kısmında üç farklı noktada bütünlük yakalayan, pirinç tarlalarının yeşil görüntüsünde beyaz tondaki betonarme strüktürü ile ortaya çıkan bir yapıdır. Burada değinilmek istenen üç bölüm; bilet alım yeri, satış noktası ve müzenin kendisidir.


Öncelikle bilet alımı yapıldıktan sonra belli bir aksı takip ederek müzeye ulaşıyorsunuz. Bu aks boyunca belirli yüksekliklerde adanın Japon Denizi ile birleştiği manzara bütünlüğünü seyredebiliyor ve aynı zamanda yeşil alanların hakim olduğu kısımlardan da geçerek aksı takip edebiliyorsunuz. Sizi farklı bir deneyime hazırlayan bu yolun sonunda merakınızı uyanık tutan müzeye varıyorsunuz. Esasında kafamızda oluşturduğumuz “müze” kavramında bir yapı ve içerisinde sergilenen bir takım şeylerin olduğu sergi alanı diye düşünürüz fakat durum burada tam tersi haline bürünüyor. Teshima Sanat Müzesinde sergilenen tek bir eser var ve bu eser bütünlük vadediyor, müzenin kendisi.



Burada yoğun bir minimal atmosfer ile karşılaşıyorsunuz. Tepede oyularak yapılmış küçük ve büyük olmak üzere iki adet boşluk görebiliyorsunuz. Mekan içerisinde aydınlatma ve incelikli bir şekilde yönlendirme yapıldığı hissiyatına varıyorsunuz. Büyük boşluğun iki karşılıklı kenarına sabitlenmiş salınım yapabilen bir ipin varlığı ise size rüzgar esintisinin yönünü seçebilmenizde yardımcı oluyor. Bir diğer önemli nokta ise zeminde kendiliğinden hareket edebilen su damlacıkları ve sabit porselen parçalardır. Üzerinde yalın ayakla gezilen bu zeminde suya ve parçalara basmak yasaklanmıştır. Kendi içerisinde oluşturduğu akustikle bir bütünlük sağlayan boşluklar zeminde yarattığı yuvarlak ışığın etrafına ziyaretçileri mistik bir hava ile kendisine çekiyor. Kendinizi bulmanızı sağlayan bir hava hüküm sürüyormuş hissine kapılabilirsiniz.



Yapım aşamasının zorluğunu göz önünde bulundurursak, elde edilen mütevazı bir eser olduğunu kavrayabiliyoruz. Gerçek anlamda müze kavramı üzerine oluşturduğumuz dogmalara karşı çıkan bir eserdir. Bulunduğu topoğrafyadan ve su damlası imgesinden yola çıkılarak yaratılan bu müzenin sadelik ve boşluk içerisinde herkesin kendisini tamamlayabileceği bir fırsat yakalayabiliriz.

Japonya tasarımcıları minimal düşünce yapısını bu eserde de başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Azın esasında çok olduğunu kavrayabiliyoruz.



Fatmanur Küçükçıtraz


*https://www.thisisinsider.com