Yaşamda Bilinç-Mimarlıkta Farkındalık

Güncelleme tarihi: 14 Oca 2019


Çevre bizim etrafımızda şekillenen, insanlar tarafından içselleştirilen, bizlerin dokunuşlarıyla olumlu ya da olumsuz değişime uğrayan yaşamın her dakikasında birebir ilişki içinde olduğumuz fiziksel alanın bütünüdür. Çevre kavramında doğa, kent ve mimari birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Çevreyi yalnızca doğa olarak anlamak onun insanla olan ilişkisini yok saymak olur.

Birbirini besleyen ve etkileyen bu unsurlar insanı temel alan, insan tarafından algılandığı andan itibaren değer kazanan unsurlardır. İnsanı en yakın planda çevreleyen mimari, daha geniş olarak çevreleyen kent ve hepsini etkileyen doğa aslında bizlerin eliyle değişiyor, gelişiyor, yok oluyor.




Şu an etrafta gördüğümüz birçok yapı bütünselliğin göz ardı edildiği ve herhangi bir tasarım süreci izlenilmeden sadece işlevselliği ön plana çıkan yapılardır. Her gün gördüğümüz bu yapılar; yollar, kaldırımlar, merdivenler, parklar, yeşil alanlar kimlerin elinden geçip bu hale geliyor diye düşündüğümüzde onlar da bir mimarın elinden çıkıyor. İnsana kolaylık sağlamayan ve hiçbir estetik özelliği olmayan, çevreyle ve mekanla ilişkisi kurulamayan bu unsurlar aslında bize bir şey anlatmak istiyor. Daha önce denenmiş, doğru olmadığı onaylanmış lakin üzerinde değişiklik yapılamamış bu unsurlar farkına varılmasını istiyor. Bir kere daha yapıldığında aynı hatalar yapılmasın, işlevsel, aynı zamanda estetik olmalı mesajını veriyor. İnsanla ve mekanla olan ilişkisini doğru kurabilen çevreyle bütünlük oluşturacak bu unsurlar yaşamımıza dahil olmak istiyor.


Kent içinde yapılan bilinçsiz tüm bu uygulamalar zincirleme etkilere yol açar, yalnızca ekonomik ve politik değil, insanın tarihi, mirası, ataları, çocukları, kültürü ile olan ilişkilerini anlamlandırır ya da anlamları erozyona uğratır. Örneğin kentin içinde yapılan bir yol sadece trafiği değil, insanın kentle, birbiri ve doğa ile ilişkilerini, yolun zaman içinde kullanımındaki değişmeleri, ekolojik dengeleri ve daha birçok değeri gündeme getirir. Bu bakımdan estetik farkındalıkla yaklaşım, sürdürülebilirlik değeri ile bağdaştığı çevre, kent ve mimaride birçok değeri koruduğu gibi, insan kullanımı açısından da en sağlıklı olan uygulamaya yön verecektir. Dünyanın akıllı ve amaçlı varlıkları olarak, biz insanların çevreyi oluşturan unsurlar ve değerler konusundaki farkındalığı, bizleri aynı zamanda dünyadaki yaşamdan ve güzellikten sorumlu kılar.



Sadece işlevsel değil, aynı zamanda göze hitap eden projeler üretmeye çalışmak dünyayı geliştirmek (imar etmek) yönündeki ilk adımlarımız olmalıdır. Bu sayede geçmişte yapılmış, sırf işleve yönelik estetikten uzak yapıların yerine, mimari bilinçle oluşturulmuş yapıları geleceğimize bırakabiliriz. Güzel ve yaşanılabilir bir dünya oluşturmak bizlerin elinde.


Fark ederek yaşamak, çevremizdeki sayısız güzelliklerin farkında olmak, gözlem yeteneğimizi geliştirmek, şu an ki ve gelecekteki projelerimiz için birikim yapmak, bizleri geleceğe hazırlayan önemli bir unsurdur.



Züleyha GÖKTAŞ

FSMVU - İç Mimarlık 2.sınıf Öğrencisi

215 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör