JEODEZİK KUBBE FİKRİ

Etrafınıza baktığınızda neler görüyorsunuz? Ben birkaçını sizler için sıralayayım; aynı sistemler, sıkıcılaşmış yöntemler, kalıplaşmış düşünceler, aynı tarzlar, aynı yüzler, aynı mekanlar, şekiller... Artık biraz farklılaşmanın zamanı gelmedi mi? Her şeye müdahale edemiyoruz ya da uygulama kısmında sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Böyle dahi olsa en azından kendi bilgilerimizi, fikirlerimizi, bakış açılarımızı geniş tutup üzerlerine kattıkça katabiliriz. Bunun sonucunda belki bu kalıplaşmış hayattan sıyrılıp sadece hayatta kalmak için değil, biraz da yaşamak için yaşarız. Ne diyorduk? Sanat sanat için midir yoksa insan için mi? Bu sorunun cevabı herkesçe farklıdır. Belki de bazı soruların cevapları yoktur ama bence bu soruya karşılık söylenen her cümle o kişinin hayattaki bakış açısına bağlıdır. Bilir kişiler bunu tartışadursun, biz de o sırada kendi bildiğimiz konularda biraz farklılaşmaya ve bilgimizi arttırmaya çalışalım.


Sizlere bu yazımda -çoğu yapı gibi dört kenarı, dört köşesi olmayan- etrafımızda sıkça rastlayamayacağımız ama aslında geçmişten beri birçok şekilde kullanılmış olan jeodezik kubbe yapılardan bahsedeceğim.

Genelden özele doğru konuyu aydınlatmaya çalışayım. Jeodezi; kısaca yerkürenin şeklini tespit eden ve yeryüzünü ölçme işlemlerini konu edinen, aynı zamanda haritacılık ve topoğrafya ilkelerini içeren bir bilim dalıdır. Jeodezik; gök cisimlerinin etrafındaki uzayı bükmesiyle oluşan eğriler üzerinde, seçilmiş iki nokta arasındaki en kısa mesafe olarak ifade edilebilir. Jeodezik eğri ise -aynı zamanda matematikteki anlamıyla- bu iki noktayı birleştiren en kısa çizgidir. Bu bilgilerden ilham alarak bir küre üzerine atanan noktaların jeodezik çizgilerle birleştirilme fikri, jeodezik kubbe yapıların oluşumunu başlatmıştır.


Jeodezik kubbe yapılarının gelişmesinde ve duyulmasında Buckminter Fuller’in büyük bir etkisi olduğundan, insanların çoğu bu yapıların mucidinin Fuller olduğunu düşünür. Ancak Fuller 1948 yılında yeniden keşfedip duyurmadan 24 yıl önce, Walther Bauersfeld zaten böyle bir yapı inşa etmiştir. Bu iki dehanın aralarındaki 24 yıla rağmen mucizevi bir şekilde aynı fikre sahip olmaları şaşırtıcı bir durumdur. Buna bağlı olarak; o dönem Black Mountain kolejinde olan Amerikalı mucit Fuller ve Alman mühendis Bauersfeld‘in aralarında, Bauhaus akımının da kurucusu olan Alman mimar Walther Gropius’un köprü olduğu düşünülmekte. Hikayenin bu kısmını bilmeyenler ve merak edenler aşağıya bıraktığım videoyu izleyebilirler. (*)


Jeodezik Kubbenin Yararları:

  • Öncelikle bu yapılar hoş görünümlü, göz alıcı yapılardır. Herkesçe fütüristik kabul edilen çok şık bir görünümleri vardır.

  • Geometrik özelliğinden dolayı dayanımları; buna bağlı olarak da deprem, kasırga gibi doğal afetlere karşı dirençleri yüksektir fakat bu dayanıklılığa rağmen diğer yapılarla kıyaslandığında daha az malzeme kullanılarak üretilirler ve daha hafiftirler. Daha az malzeme kullanılmasıyla birlikte de ekonomik olması avantajı ortaya çıkıyor.

  • Bu yapılar temelsiz olarak inşa edilirler. Böylece kurulumlarının ve montajlarının hızlı bir şekilde yapılması da bir diğer avantaj olarak karşımıza çıkıyor.

  • Diğer türden yapılarla kıyaslandığında, yüzey alanına oranla en geniş iç hacmi sunan yapı mimarisidir. Bununla beraber kolon gibi taşıyıcı elemanlara ihtiyaç duymadığı için mekan bölünmez ve böylece büyük, geniş, bir iç mekan elde edilebilir.

  • Yapının yerinin değiştirilebilmesi de oldukça kolaydır. Bunun için bozup tekrardan monte edilebileceği gibi hafif olmasından dolayı bir bütün olarak taşınabilmesi de diğer bir özelliğidir.

  • 360 derece şekillerinden dolayı her yönden pencere açıklığı sağlanabileceği için doğal ışık alma kapasiteleri yüksektir. Aynı zamanda ısı dağılımı da yüksek olduğundan içeriyi ısıtmak için çok fazla enerji harcamaya gerek yoktur.

Jeodezik kubbelerin bu avantajları sayesinde birçok kullanım alanı doğmuştur. Bu fonksiyonlardan bazıları şunlardır;

  • Stadyumlar

  • Platenaryumlar

  • Auditoriumlar

  • Sıvı Tankları

  • Stok Sahaları

  • Kimyasal Tanklar

  • Serbest Biçimli Yapılar

  • Endüstriyel Yapılar

  • Kubbe Evler

  • Tiyatro ve Konser Salonları

  • Seralar

  • Tırmanma Kulesi ve Oyun Alanı

  • Afet Barınağı

  • Toplantı Çadırı

  • Lüks Çadır Konaklama

  • Pop-Up Mağaza

Jeodezik kubbeler ilk keşfedildiğinde çoğunlukla ahşap malzemeden yapılırdı. Ancak daha sonra yapı malzemesi olarak çeliğin kullanımı da oldukça yaygınlaştı. Örneklere baktığımızda zaman ilerledikçe jeodezik kubbelerin yapıldığı malzeme çeşitliliğinin de artmış olduğunu görüyoruz.

Kubbelerin kaplama malzemesi olarak ise PVC veya kanvas membran, polikarbon levhalar, obs ve kontrplak, nadiren de metal malzemeyi görebiliriz. Malzeme seçimini elbette ki avantaj ve dezavantajlara ya da kullanım amacımıza göre seçebilmemiz mümkündür.


Birkaç Jeodezik Kubbe Örneği:


ASM Uluslararası Merkez Binası:

Dome Of Visions:

Roskilde Dome:

The Meeting People Dome:


Sonuç olarak jeodezik kubbeler, karşımıza birçok avantajıyla birlikte; aynı zamanda farklı ve hoş bir görüntüyle ortaya çıkmıştır. Yukarıda kullanım yerlerini saydım ama emin olun mimari fonksiyon dışında daha pek çok farklı üründe de uygulanabilir bir tekniktir. Yeter ki kalıplardan sıyrılıp biraz düşünmeye koyulalım.


Okuduğunuz için teşekkür ederim.


(*)


 

İremnur ERDEMİ

Beykent Üniversitesi - İçmimarlık Bölümü / 3. Sınıf


807 görüntüleme0 yorum