SAVAŞ KALINTISI TASARIM:



Holokost Anıtı, Beton Bloklar


“Basitleştirin. İyi bir tasarımın gücü basitliğindedir.”

Barbara Kuhr





Bir önceki yazımda sizlere dünya ile bağını koparmak istemeyenlerin anıtsal mezarlığından bahsetmiştim. Orada talep edilen üzerine gerçekleştirilmiş bir tasarım gördük. Şimdi ise acıyı, utancı, ölümü tasvir eden bir tasarım olan Holokost Anıtı’ndan söz edeceğim fakat burada bahsettiğim iki tasarımın tek ortak özelliği yok oluş. Çünkü Holokost Anıtı istenilen tasarımın aksine vicdanı temsil etmesi düşünülen bir mecburiyet anıtıdır.


Berlin ziyaretim sırasında buruk bir tarih dokusuyla karşılacağımı biliyordum. En çok ziyaret etmek istediğim yerlerden biriydi Holokost. ABD kökenli bir mimar olan Peter Eisenman tarafından tasarlanmış bu yapı, bir yılı aşkın bir sürede (2003-2004) tamamlanmıştır. Memorial to the Murdered Jews of Europe ismi ile bilinen anıt, Berlin’in merkezindeki Brandenburg Kapısı’nın hemen arkasına konumlandırılmıştır. Sözü geçmişken burada bu kapının var oluş sebebinden bahsetmek istiyorum.




Bu meydanın ve kapının önemi oldukça büyüktür. Çünkü II. Dünya Savaşı’nda Almanların nasıl bir yıkıma uğradığını, neredeyse tüm tarihlerinin yok edildiğini, Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye bölündüğünü görüyorsunuz. Diğer taraftaki soykırım anıtıyla da Alman nazisinin nasıl bir yıkıma sebep olduğunu… Aynı alanda tarihteki iki olayın farklı yönüne şahitlik etmek kişide içsel bir sorgu yaratıyor.


Anıtın yapım aşamasındaki ilginç bir detayı paylaşacağım sizinle. Bilindiği üzere Almanya’da grafiti sanatı çok yaygın. Bu alandaki blokların tahrip edilmemesi adına da malzeme seçimi adına önlem alınmak istenmiş fakat burada ilginç olan malzemenin Zyklon B içermesidir. Zyklon B, ölüm kamplarında doğrudan veya dolaylı olarak insanlara verilen ölüm gazıdır. Bu malzemeyi üreten şirketin sonradan nazi kökenli olduğu öğrenilince yapım aşamasında duraksama yaşanmış fakat yıkıp yeniden inşa etmek maliyetli(!) olacağından dolayı tamamlanmasına karar verilmiştir. Peki bu tasarımın gerçek bir acıyı temsil ettiğini dürüstçe söylemek mümkün müdür? Tasarımcısının ziyaretçilerine özellikle rahatsızlık vermesi, geçmişi unutmaması üzerine kurguladığı bu yapının malzemesinde böyle bir ironi yaşanması haliyle birçok Yahudi tarafından eleştirilmiştir.



Kişinin tamamen kendi yorumuna bırakılmış ve en basitleştirilmiş haliyle tarihi yansıtan 2711 bloktan oluşan anıt, düz bir zemine oturmadığı için orta kısımlara doğru artık tamamen boyunuzu aşan kütlelerin arasında basık bir atmosferle dolaştırıyor ziyaretçilerini. Hemen yanında ise yer altında üç milyon Yahudi'nin isimlerinin yer aldığı bir bölüm bulunmaktadır.


En büyük savaş mimarlarından sayılan Sherman’ın yaptıklarıyla tamamen çelişen bir sözü vardır: “Savaş cehennemdir..." Öyleyse burada bahsettiğim tasarım, sanatın sunduğu güzelliklerin çok ötesinde bir cehennemin tasviridir. Utancı temsil ediyor olması da buna dayanmaktadır. İnsan bu anıtı deneyimledikçe yaşanmamış olmasını ve böyle bir tasarımın hiç var olmamış olmasını diliyor. Her şeyi tasarlayabiliriz fakat bazı savaşlar yaşanmasaydı ve tasarım tarihi bu perspektifte eksik bir geçmişe sahip olsaydı.



Sindirilmiş bir okuma dilerim…

Fatmanur KÜÇÜKÇITRAZ


82 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör