2020'den 2016'ya, 2016'dan Geleceğe...

Ne garip bir başlık değil mi? Haklısınız aslında...Yazarken ben bile ''Acaba ne demek istiyorum?'' diye düşündüm ama farklı şifreleme sistemlerini öğrenmek yerine, yılların içeriğini açıklamanın daha eğlenceli bir serüven olacağına karar verdim.

2020 deyince, herkesin aklında ister istemez farklı şeyler canlanıyor. Dünya için zor olan bir yıl, Türkiye için daha da zor...Depremler, seller derken ana meslek gruplarına ne kadar ihtiyacımız olduğunu daha net görüyoruz. Bizler gibi hizmet sektörü çalışanları için, daha çok evde geçen bu süreç genel olarak bilgisayar başında, telefon kulakta, öğle yemekleri ise birkaç kitabın yan tarafında oluyor. Evde sürekli oturduğumuz bu dönem bizi birçok şeyden mahrum bırakıyor. Bunun başında da hareket var aslında. Oturup saatlerce izlediğimiz diziler, işimiz nedeni ile bilgisayar başında yaptığımız birkaç milyon çizim, farklı programlarda yaptığımız üç boyutlu mekanlar derken aslında mesleğimizi zor olsa da yapabiliyoruz bu dönemde. Getirisi olduğu kadar, götürüsü de olduğu kesin ama bir şekilde teknoloji yardımıyla idare ediyoruz hayatı diyelim.



Peki, 2020 dedim de şimdi siz soracaksınız ''2016 ne o zaman?'' diye. Aslında basit bir ilişkisi var. Bu dönemde koşullar bizi eve bağladı ve teknoloji de bu koşulları bizim için çekilebilir kıldı.

2016'da teknoloji hepimizin hareket etmesini sağlamıştı. Hem de öyle böyle değil. Dünya bir anda oyun oynamaya başlamıştı. Herkes sokaklarda yürümeye, koşmaya, hareket etmeye başlamıştı. İnsanlar kilo verip sağlıklarına kavuşmuştu. Telefon ellerinde sürekli yürüdüler de yürüdüler. Yetmedi bu yürüyüşler için gruplar oluşturdular. Kısacası 2016'da herkes teknoloji sayesinde yürürken 2020'de herkes teknoloji sayesinde oturdu. Biraz garip bir ilişkimiz oldu teknolojiyle bu dört yıllık süreçte.


Neydi bizi bu kadar yürüten? Bu kadar hareket etmemizi sağlayan dünya fenomeni neydi? İşte asıl soru bu. Ben size söyleyeyim. Asıl olay Pokemon Go oyununun çıkmasıydı. Korona virüsünün dünyada hızlıca yayılması gibi Pokemon Go oyunu da hızla her yere bulaştı. Belki görselden hatırlarsınız bir binanın önünden geçerken ortaya çıkan sevimli karakterleri. Bir bitkinin arkasına saklanan ya da bir evin balkonunda bekleyenleri.



Buna dünya arttırılmış gerçeklik (augmented reality) dedi. Size bunun hakkında ansiklopedik bilgi vermek isterdim ama bunu her yerden bulabilirsiniz benim uzun uzun anlatmama gerek yok. Asıl değinmek istediğim nokta size bunun ne olduğunu anlatmak değil. Bunun bir içmimar gözünden bizim mesleğimize gelecekte ne gibi katkılar sağlayabileceğini göstermek. Aslında yeni yeni kullanılmaya başlanan bu teknoloji sayesinde piyasada birçok şey değişmeye başladı. Öncelikle IKEA gibi firmalar bunları kullanmaya daha sonra arttırılmış gerçeklikle evinizin duvarını hangi renge boyarsanız nasıl gözükeceğini size gösteren birçok uygulama ortaya çıkmaya başladı. İstemsizce mesleğimizin görsellik kısmına arttırılmış gerçeklik ufak ufak eklendi.




Bizim mesleğimiz, maliyeti çok ön planda tutan bir meslek. Bir yapı inşa edildiğinde müşteriniz sizden örnek daire istiyor. Bir örnek dairenin maliyeti ise, çoğu zaman dudak uçuklatacak rakamlarda oluyor. Bunu bizim meslektaşlarımız, gördüğünüz Pokemon Go'nun teknolojisi olan arttırılmış gerçeklik ile çözmeyi planlamışlar. Bu teknolojiyi kullanmak için gerekli altyapıyı kurup, boş bir mekan içerisinde tasarlanan evi üç boyutlu hale getirerek örnek daire masrafı yerine bir nevi bizim her jüride yaptığımız modellemeyi tercih edip büyük bir masraftan kurtulmayı planlamışlar. Müşterilerin malzemeye dokunmak istemeleri durumuna karşı ise malzemelerden birkaç parça örnek getirip o mekanın bir köşesine kondurmuşlar. Kısacası koca bir salonu parke ile kaplamak yerine bir parça parke gösterip ''Biz salonu bununla kaplayacağız.'' diyerek müşteriyi de memnun edecek seviyede bir çalışma planlamışlar.



Şimdi gelelim bu hikayenin gelecekteki kısmına. 2020 dedik, 2016'ya gittik. Şimdi biraz düşünme, tartışma, akıl yürütme zamanı. Teknolojinin iyi yanlarından ve kötü yanlarından bir şekilde bahsettik. Bunun mesleğimize katkısı da yadsınamaz bir gerçek ama asıl sorular geleceğimiz için. Daha doğrusu mesleğimiz için. Biz şu an dekoratörlük, mimarlık, iç mimarlık, tasarımcı ayrımı yaparken dünyada ilerleyen bir teknoloji var. Mesleğimiz gereği takip etmemiz gereken bir sürü güncellemeler, programlar var. Pokemon Go, uzaktan baktığımızda bizim mesleğimizle fazla alakası olmayan bize uzak bir konu. Buna rağmen yaratıcı beyinler bu teknolojiyi bir şekilde bizim mesleğimizin bir alt dalı yaptı. Bu teknoloji, işleri bize kolaylaştırdığı gibi birçok insana kolaylaştırdığı için artık insanlar, içmimarlık mesleğini ''kendi başlarına''(!) yapar oldular. Hani ''Gelecekte birçok meslek yok olacak, bunları robotlar yapacak.'' deniliyor ya, acaba o yok olacak mesleklerden biri de bizimki mi, diye insan sormadan edemiyor kendine.

Dört senede nereden nereye geldik, bir dört sene sonra nerede olacağız? Mesleğimiz, sadece çizim yaparak ve tasarım ortaya koyarak ilerleyebilir mi yoksa biz içmimarlar olarak kendimizi başka konularda da geliştirip bu mesleği devam ettirmek için üstün bir çaba mı göstermeliyiz? Tasarım, robotlar tarafından yapılamaz belki ama yapı alanında robotlar kullanılmaya başlandı bile. Seoul'de yapımı süren müze şu an tamamen robotlar tarafından yapılarak tarihe adını yazdırırken (https://www.arkitera.com/haber/melike-altinisik-architects-seuldeki-robot-bilimi-muzesi-yarismasini-kazandi/) bir yandan da ''Adımızı siliyorlar mı acaba?'' diye sormamak olmaz tabi. Mesleğimizin sınırlarının ne olacağı, bizim bu sürece ne kadar daha katkıda bulunacağımız ya da hepimizin mi yoksa gerçekten bir avuç insanın mı bu alanda çalışacağı inanın merakla beklediğim olaylar. Bu demek değil ki hepimiz oturup sanal gerçeklik neymiş ya da arttırılmış gerçeklik neymiş öğrenelim. Şu karantina döneminde kendimizi sürekli bunlarla oyalayalım ama geleceğe de bakarken günümüz şartlarından biraz fikir de almak gerekiyor gibi.


Dünya değil dört senede, yeri gelince birkaç ayda değişiyormuş. Bunu herkes gördü. Acaba biz bu değişime nasıl ayak uyduracağız? Önemli bir soru...


Not: Herhangi bir bilgi vermek ya da sadece olumsuz düşünmek için değil sadece fikir belirtip biraz düşünceleri somutlaştırmak için yazılmıştır.


İçmimar ve Çevre Tasarımcısı